top of page

Marka İptali Taleplerinin Türk Patent ve Marka Kurumuna Devri

6769 Sayılı Sinai Mülkiyet Kanununun (“SMK”) 26. maddesinin 10 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmesi ile iptal taleplerini karara bağlama görevi yargı merciilerinden Türk Patent ve Marka Kurumuna (“Kurum”) geçerek marka iptali müessesesi “idari bir prosedür” haline gelmiş olup işbu düzenlemenin beraberinde getirdiği yenilik ve belirsizlikler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır.


SMK’nın 26. maddesinde; “(1) Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir: a) 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması. b) Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi. c) Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması. ç) 32’nci maddeye aykırı kullanımın olması. (2) İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir. (3) Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür. (4) Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. (5) İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez. (6) İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir. (7) İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir.” hükmü amirdir. Anılan Kanunun 192. maddesinde, 26. maddenin yayım tarihinden itibaren yedi yıl sonra yürürlüğe gireceği; geçici 4. maddesinde işbu maddenin yürürlük tarihine kadar iptal yetkisinin mahkemelerce kullanılacağı ve yürürlük tarihinde derdest iptal davalarının mahkemelerce sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup ilgili madde 10 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu açıdan ilgili Kanun maddesinin yürürlüğe girmesinin, derdest dosyaların akıbetini etkilemeyeceğinin altını çiziyoruz.


1.     Genel Olarak


Kanun koyucu, hükmün yürürlüğe girmesi yönünden yedi yıllık uzun bir askı süresini öngörerek önceden ancak mahkemeler huzurunda öne sürülebilen ve bu yönden yargılama gerektiren iptal taleplerinin artık Kurum nezdinde sonuçlandırılacağına ilişkin norm ile sürecin, idari boyuta evrilmesine ve yedi yıllık süreçte Kurumun idari prosedürüne ilişkin gerekli hazırlık çalışmalarını tamamlayarak hükmün sağlam temeller üzerinde uygulanabilmesine olanak tanınmasını amaçlamış gözükmektedir. Ancak Kurum tarafından hükmün 10 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına karşın işbu tarihe kadar beklenilerek henüz herhangi bir mevzuat değişikliğinin yayımlanmamış olmasını uygulamadaki belirsizliği arttıracak olması sebebiyle eleştirilebilir olarak görüyoruz.


Yedi yıl olarak öngörülen askı ve hazırlık süresi yönünden son olarak, maddenin gerekçesine bakıldığında sürenin uzunluğunun 2015/2436 AB Direktifi ve 2015/2424 AB Marka Direktifine uyum sağlanması olarak açıklandığı görülmektedir. Nitekim marka hukuku alanında AB mevzuatlarına uyum sürecine girilmesi gerektiğini düşündüğümüzden madde gerekçesinde açıklanan sebebin isabetli olduğu görüşünde olmakla birlikte; mahkeme kararları yönünden de benzer ihtiyacın mevcut olduğu kanısındayız.


2.     Marka İptali Talebinin İleri Sürülebileceği Durumlar

 

a.      Marka sahibinin, markasını tescil tarihinden itibaren olmak üzere beş yıl süresince haklı bir sebep bulunmaksızın tescilli olduğu mal/hizmet sınıfında Türkiye’de ciddi bir biçimde kullanmaması veya kullanımına kesintisiz şekilde beş yıl süreyle ara vermesi.


Burada dikkat edilmesi gerekli husus, iptal talebinin Kurum’a iletildiği tarihten geriye dönük son beş yıl içerisinde iptali istenen markanın Türkiye’de ciddi bir biçimde tescilli olduğu sınıfta kullanılmamış olma şartını taşıyor olması durumunda dahi, iptal talebinin incelenmesi sürecinde marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi bir biçimde kullanılması ve işbu hususun ispat edilmesi durumunda iptal talebinin reddedilebileceği riskinin varlığıdır. Başka bir ifadeyle, başvuru sırasında iptal şartları mevcut olsa dahi başvurunun değerlendirilmesi sürecinde markanın ciddi bir şekilde kullanılması durumunda iptal talebi reddedilecektir.


b.     Marka sahibinin eylemleri veya gerekli önlemleri almaması sebebiyle markanın tescilli olduğu mal/hizmet sınıfında yaygın kullanılan bir ad haline gelmesi.


c.      Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması.


d.     Garanti markası veya ortak marka teknik şartnamesine aykırı kullanım olması.


Konuya ilişkin olarak, iptal taleplerinde Kurum tarafından yürütülecek idari prosedüre ilişkin yeterli açıklamalara henüz yer verilmiş olmadığından Kurum’un nihai kararına karşı eskisi gibi Ankara Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemelerinde dava yoluna başvurulabilip başvurulamayacağı belirsizliğini korumaktadır. Bu açıdan yargı mercilerine başvurulabilmesi durumunda kesin karara erişimin yıllar süreceğinden bahisle; Kurum kararına karşı dava sürecinde marka sahibine, markasını ciddi bir biçimde kullanarak bunu delillerle desteklemek açısından geniş bir sürenin tanınmış olacağı ve dolayısıyla iptal talebiyle açılan davanın reddine karar verilme olasılığının artacağı kanaatindeyiz. Şüphesiz ki, ilerleyen günlerde iptal taleplerine ilişkin yürütülecek idari prosedür hakkında Kurum tarafından açıklık getirilmesine ihtiyaç vardır. Bu noktada mutlak ve nispi ret nedenlerine dayalı marka hükümsüzlük talepleri açısından dava yoluna başvurma gerekliliğinin devam ettiğini hatırlatmakta fayda görüyoruz.


İzlenecek idari süreçlere ilişkin olarak Kurum tarafından detaylı açıklamalara yer verilmemiş olmakla birlikte; Kurum tarafından iptal talebi marka sahibine tebliğ edilmesini müteakip marka sahibinin tebliğden itibaren iptal istemine karşı Kurum’a savunmalarını sunmak üzere 1 ay süresi olacaktır. Talep halinde Kurum tarafından marka sahibine ayrıca 1 aylık ek süre daha verilebileceği belirtilmektedir. Kurumun lüzum görmesi halinde beyanlarına ilişkin olarak marka sahibinden ek bilgi ve belge isteyebileceği belirtilmektedir.


SMK 26. maddede markanın iptalini talep edebilecek kişileri “ilgili kişiler” olarak açıklamakta yetinmiş olup işbu tanımlamaya ilişkin olarak Kanunun devam maddelerinde de açıklamaya yer verilmiş değildir. Bu hususta uygulamada genel kabul gören görüş, iptal talebinde bulunabilecek ilgili kişilerin iptal istemine dayanak gösterilen iptal sebebi yönünden her somut olay özelinde belirlenebilecek olduğu yönündedir.


Kurumun 20.10.2023 tarihinde resmi internet sitesi üzerinden verdiği ilanda “Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı”na ilişkin görüşlerin Kuruma iletilebileceği bildirilmiştir. Anılan Yönetmelik Taslağında, marka iptal talebinin marka sicilinde kayıtlı kişilere veya bu kişilerin haleflerine karşı ileri sürülebileceği, iptal talebinin Kuruma bir form ile iletilmesi ve işbu formda bulunması zorunlu bilgiler, iptali istenen marka sahibinden Türkiye’de markasını ciddi şekilde kullandığını veya kullanmamakta haklı gerekçelerinin bulunduğuna ilişkin delillerini ibraz etmesinin isteneceği, iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek marka sahibi tarafından kullanım gerçekleştirildiyse iptal talebinin Kuruma sunulmasından önceki geriye dönük son üç ay içerisindeki kullanımın dikkate alınmayacağı, iptal talebinde bulunan kişinin talebin Kuruma iletilmesinden önceki bir tarihte hüküm doğurmasını isteyebileceği ancak bu konuda haklı menfaatlerini ispatlaması gerektiği; aksi durumda iptal kararının Kurum’a yapılacak başvuru tarihinden itibaren etkili olacağı taslak haline getirilmiş olsa da; anılan değişiklikler henüz resmiyet kazanmamıştır.


Sonuç olarak, marka iptali talepleri için 10 Ocak 2024 tarihinden itibaren doğrudan Kurum’a başvurmak gerekmekte olup Kurum’un konuya ilişkin gelecekteki düzenlemeleri yakından takip edilmelidir.


Stj. Av. Ayşegül ARSLAN

206 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

コメント


bottom of page