12. Yargı Paketi: 7589 Sayılı Kanun ile Yargı Sisteminde Değişen Başlıca Düzenlemeler ve Çocuk Adalet Sistemine İlişkin Düzenlemeler*
- Av. Ahmet Seyhan

- 9 Ağu
- 13 dakikada okunur
Av. Ahmet SEYHAN & Stj. Av. Yağmur ŞENGÜN
Genel Olarak
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş; Cumhurbaşkanının onayının ardından 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, tek bir yargılama alanında değişiklik yapmak yerine hukuk, ceza ve idari yargılama usulü ile icra, noterlik, vesayet, kanuni faiz, tazminat, bilirkişilik, Adli Tıp Kurumu ve hâkim-savcı yardımcılığına ilişkin farklı kanunlarda eş zamanlı değişiklikler getirmektedir.
Düzenlemelerin ortak ekseni; yargısal süreçlerin hızlandırılması, elektronik yargı uygulamalarının genişletilmesi, bazı kanun yolu sınırlamalarının yeniden kurulması, parasal alacakların ekonomik değerinin korunmasına yönelik yeni bir faiz mekanizması oluşturulması ve uygulamada tereddüt yaratan alanların daha açık kurallara bağlanmasıdır. Bununla birlikte paket, bazı alanlarda hak arama ve kanun yolu güvencelerini genişletirken bazı alanlarda yargılamanın daha hızlı yürütülmesine öncelik veren yeni usul kuralları öngörmektedir. (Bknz: 7589 sayılı Kanun; TBMM Kanun Bilgileri, kabul 16.07.2026, Resmî Gazete 31.07.2026/33326.)
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki Değişiklikler
Belirsiz alacak davasının kaldırılması ve kısmi davanın yeniden yapılandırılması
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece HMK’da özel bir dava türü olarak düzenlenen belirsiz alacak davası, yeni açılacak davalar bakımından sistemden çıkarılmıştır. Bunun karşılığında HMK m.109’a eklenen yeni fıkra ile alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde davacıya, tahkikat sona erinceye kadar ve bir defaya mahsus olmak üzere talebini aynı dava içinde artırabilme imkânı tanınmıştır. Bu artırım, iddianın genişletilmesi yasağına tabi değildir.
Değişikliğin uygulamadaki en önemli sonucu zamanaşımı bakımındandır. Artırılan kısım yönünden zamanaşımı, artırım tarihinde değil, ilk davanın açıldığı tarihte kesilmiş sayılacaktır. Böylece dava tarihi itibarıyla tam miktarı belirlenemeyen alacaklarda, sonradan artırılan kısmın sırf zamanaşımı nedeniyle korunmasız kalmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte artırım hakkının “bir defa” ile ve “tahkikatın sonuna kadar” sınırlandırılmış olması, özellikle bilirkişi incelemesine bağlı işçilik, tazminat ve teknik hesap davalarında talep artırım zamanlamasını daha kritik hâle getirecektir.
Kanunun yürürlüğe girmesinden önce belirsiz alacak davası olarak açılmış ve hâlen derdest olan dosyalarda ise eski HMK m.107 hükümleri uygulanmaya devam edecektir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.19, m.20 ve Geçici m.1/10.)
Duruşmalar arasındaki azami süre
HMK m.147’ye eklenen hüküm uyarınca yazılı yargılama usulünde duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacaktır. İşin niteliği gereği daha uzun süreye ihtiyaç bulunması hâlinde hâkim, bunu somut ve gerekçeli biçimde açıklayarak üç aydan daha sonraki bir tarihe duruşma günü verebilir. Düzenleme, yargılamanın bütünü için üç aylık bir bitirme süresi öngörmemekte; duruşmalar arasındaki uzun ve gerekçesiz ertelemeleri sınırlamaktadır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.21; HMK m.147/3.)
E-duruşmada imza zorunluluğunun daraltılması
Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmaya katılan kişiler bakımından elle atılan imza (ıslak imza) zorunluluğu önemli ölçüde kaldırılmıştır. Ancak ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davanın kabulü ve sulh gibi HMK m.154/3-ç kapsamındaki işlemler istisna tutulmuştur. Bu değişiklik, fiziki imza amacıyla adliyede bulunma gereğini azaltarak e-duruşmanın işlevselliğini artırmaktadır. Hüküm, Kanunun yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecektir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.22 ve m.26.)
Davaların birleştirilmesi, ayrılması ve kanun yolu denetimi
Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülen bağlantılı davalar bakımından, ikinci davanın açıldığı mahkemenin verdiği birleştirme kararı artık ancak kesinleşmesinden sonra ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlayacaktır. Ayrıca aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerce verilen birleştirme kararlarına karşı esas hüküm beklenmeksizin müstakilen istinaf yoluna başvurulabilecektir. Buna karşılık ilk derece mahkemelerinin ayırma kararları ile bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları ancak hükümle birlikte kanun yolu denetimine taşınabilecektir.
HMK m.362’ye eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararların belirli parasal şartlarla temyiz edilebilmesine imkân tanımaktadır. Böylece istinaf merciinin ilk kez yeni bir esas hüküm kurduğu hâllerde Yargıtay denetiminin kapsamı genişletilmiştir; ancak Kanunda öngörülen parasal sınırlar ve yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar yönünden istisnalar korunmuştur. (Bknz 7589 sayılı Kanun m.23, m.24 ve m.25; HMK m.166, m.168 ve m.362.)
3. İdari Yargıda Yeni Sistem
Tek hâkimle görülecek davaların kapsamı genişledi
2576 sayılı Kanun’un 7. maddesinde yapılan değişiklikle, idare mahkemelerinde düzenleyici işlemler dışında kalan ve konusu Kanun metninde 486.000 TL’yi aşmayan iptal ve tam yargı davalarının tek hâkimle karara bağlanması öngörülmüştür. Bunun yanında öğrenciler hakkında belirli disiplin, not, sınıf geçme, yurt, kredi ve burs işlemleri; kamu görevlilerine ilişkin belirli geçici görevlendirme, yolluk, lojman, izin ve uyarma işlemleri; meslek kuruluşlarının mesleki faaliyeti engellemeyen disiplin cezaları ile 2022 sayılı Kanundan kaynaklanan uyuşmazlıklar da tek hâkimli yargılama kapsamına alınmıştır. Vergi mahkemelerinde de aynı parasal sınır temelinde tek hâkim sistemi genişletilmiştir.
Bu düzenleme yalnızca yürürlük tarihinden sonra açılacak davalar bakımından uygulanacaktır. Dolayısıyla geçiş döneminde davanın açıldığı tarih, yargılama heyetinin oluşumu bakımından ayrıca kontrol edilmelidir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.4 ve Geçici m.1/2.)
Tek hâkimli yargılamanın kapsamının genişletilmesi dosyaların daha hızlı karara bağlanmasına katkı sağlayabilirse de parasal sınırlar ile uyuşmazlığın hukuki ve toplumsal önemi arasında her zaman doğrudan bir ilişki bulunmadığı yönünde öğretide eleştiriler mevcuttur.
Bölge idare mahkemesinin karar yetkisi ve geri gönderme sebepleri
İYUK m.45’te yapılan değişiklikle bölge idare mahkemesi, ilk derece kararının sonucunu hukuka uygun bulmakla birlikte gerekçeyi hatalı veya eksik görürse kararı kaldırmaksızın gerekçeyi değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilebileceği hâller ise daha belirli şekilde sayılmış; keşif veya bilirkişi incelemesi yapılmaması ya da yapılması gereken duruşmanın gerçekleştirilmemesi gibi eksikliklerin bölge idare mahkemesince giderilerek uyuşmazlığın esastan sonuçlandırılabilmesine imkân tanınmıştır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.5; İYUK m.45.)
İstinafta kurulan yeni hükümlerde temyiz imkânı
İYUK m.46’daki yeni düzenleme uyarınca, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar kural olarak tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştayda temyiz edilebilecektir. Bununla birlikte tek hâkimle görülen davalar, 4081 ve 3091 sayılı kanunlardan doğan uyuşmazlıklar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamındaki davalar, parasal sınırın altında kalan bazı kararlar ile yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar temyiz dışında bırakılmıştır.
Yeni temyiz sistemi, yürürlük tarihinden sonra bölge idare mahkemelerince verilecek kararlar bakımından uygulanacaktır. Bu nedenle kanun yolu belirlenirken ilk derece kararının değil, bölge idare mahkemesi kararının tarihi önem taşımaktadır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.6 ve Geçici m.1/3; İYUK m.46.)
Kanaatimizce, geri gönderme sebeplerinin tahdidi niteliği yargılamanın uzamasını azaltabilir; ancak bölge idare mahkemesinin eksikliği kendisinin gidermesi veya dosyayı geri göndermesi yönündeki tercihini somut, denetlenebilir ve dosyaya özgü gerekçelerle açıklaması gerekir.
4. Kanuni Faiz ve Bedensel Zarar Tazminatları
Kanuni faiz sabit oran yerine dinamik formüle bağlandı
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi değiştirilmiştir. Türk Borçlar Kanunu veya Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken ve faiz oranının sözleşmeyle belirlenmediği hâllerde uygulanacak yıllık kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni esas alınarak belirlenecektir. 30 Haziran tarihindeki reeskont oranının önceki 31 Aralık tarihindeki orandan beş puan veya daha fazla farklı olması hâlinde yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihli oranın yüzde sekseni uygulanacaktır.
Bu sistem, kanuni faizi ekonomik göstergelere daha duyarlı hâle getirmektedir. Bununla birlikte her alacak bakımından doğrudan aynı sonuca varılmamalı; uygulanacak faiz türü, borcun kaynağı, ticari iş niteliği, sözleşmede kararlaştırılmış faiz bulunup bulunmadığı ve özel kanun hükümleri somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmelidir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.10; 3095 sayılı Kanun m.1.)
Çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatında faiz
TBK m.55’e eklenen hükümle çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında “bilinen dönem” ve “bilinemeyen dönem” ayrımı faiz başlangıcı bakımından açık şekilde düzenlenmiştir. Zarar görenin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata zarar doğuran olay tarihinden; kazancın bilinemediği gelecekteki döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar tazminat amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihindeki toplam zararı karşılama oranına göre nihai tazminattan oransal biçimde mahsup edilecektir.
Bu hüküm yalnızca Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelen haksız fiil veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacaktır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.18 ve Geçici m.1/9; TBK m.55.)
5. Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesinde Öne Çıkan Değişiklikler
Banka hesabı veya ödeme aracının kullandırılması suretiyle dolandırıcılığa iştirak
TCK m.158’e eklenen yeni fıkraya göre, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin suça katkısı; kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları başkasına vermekle sınırlı kalıyorsa verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Düzenleme, “hesabını kullandıran herkes için cezasızlık” getirmemektedir. Öncelikle dolandırıcılık suçuna kasten iştirak edildiğinin ortaya konulması gerekir; indirim ancak kişinin katkısının Kanunda sayılan kullandırma fiilleriyle sınırlı olması hâlinde gündeme gelir. Bu nedenle kast, suç planına ilişkin bilgi düzeyi, elde edilen menfaat, para hareketleri üzerindeki hâkimiyet ve diğer faillerle bağlantı somut deliller üzerinden ayrıca incelenmelidir.
Kanun, daha önce hüküm verilmiş olup dosyası kanun yolu veya infaz aşamasında bulunan bazı kişiler bakımından da özel geçiş hükümleri öngörmektedir. Özellikle yeni TCK m.158/4 kapsamına giren dosyalar yönünden yeniden değerlendirme ve belirli şartlarla etkin pişmanlık imkânı düzenlenmiştir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.13 ve Geçici m.1/6-7; TCK m.158/4.) Bu kapsamda ilgili suçtan ceza alanlar, cezaları kesinleşmiş olsa dahi yeni düzenleme kapsamına girip girmedikleri konusunda mutlaka avukattan hukuki destek almalıdır.
Moleküler genetik verilerin saklanması, kullanılması ve imhası
CMK m.80 yeniden düzenlenerek moleküler genetik inceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden arındırılmış biçimde özel bir sisteme kaydedilmesi ve bir örneğinin delil olarak dosyada saklanması öngörülmüştür. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması veya itirazın reddi ile beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâllerinde veriler derhâl yok edilecektir. Diğer hâllerde ise verilerin, kararın kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl sonunda Cumhuriyet savcısı huzurunda ve tutanağa bağlanarak imhası kabul edilmiştir.
İlgili kişiye, verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalktığını veya haklı bir sebep bulunduğunu ileri sürerek hâkim veya mahkemeden yok etme talebinde bulunma hakkı tanınmıştır. Sistemdeki veriler yalnızca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla ve yargısal/savcılık kararı üzerine kullanılabilecektir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.14; CMK m.80.)
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)
Anayasa Mahkemesi kararı sonrası CMK m.231’in HAGB’ye ilişkin hükümleri yeniden düzenlenmiştir. İki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası bakımından kurum korunmuş; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaat ve zararın giderilmesi gibi temel şartlar aynen muhafaza edilmiştir. HAGB kararlarına karşı istinaf yolu öngörülmüş; kararın bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde kanuni şartlar çerçevesinde temyiz imkânı tanınmıştır.
Ayrıca işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi anlamında kötü muamele niteliği taşıyan suçlar bakımından HAGB uygulanamayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.15; CMK m.231.)
Ayrıca yazılan CMK 231/6'da daha önce "sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB'ye karar verilmez" cümlesi yer almayarak uygulamada HABG için mahkemelerin sanıktan rıza almasının da kaldırıldığı görülmektedir.
Son olarak yeni düzenleme ile HAGB süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işlenmesi ve HAGB’nin açılması halinde mahkeme artık cezanın yarısına kadarki kısmının infaz edilmemesine, erteleme veya seçenek yaptırıma karar vererek yeni mahkûmiyet hükmü kurabilecektir.
Kaçak sanık ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı
CMK m.247’de yapılan değişiklikle kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilmekle birlikte, daha önce sorgusu yapılmamışsa mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyecektir. Kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olması hâlinde sanık veya müdafii, savunma hakkının kullanılmak istendiğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
CMK m.308 bakımından ise Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışındaki kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz süresi, dosyanın Başsavcılığa tesliminden itibaren üç ay olarak belirlenmiştir. Sanık lehine itirazlarda süre sınırı bulunmamaya devam etmektedir. Yeni sistem, yürürlükten sonra Başsavcılığa teslim edilen dosyalar hakkında uygulanacaktır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.16, m.17 ve Geçici m.1/8; CMK m.247 ve m.308.)
6. İcra, Noterlik ve Vesayet Hukukundaki Değişiklikler
Miras yoluyla edinilen taşınmazlarda ilk artırma yalnızca mirasçılar arasında
İcra ve İflâs Kanunu m.114’e eklenen hükümle, tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı hâllerde ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin ilk açık artırmanın yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılması kabul edilmiştir. Bu özel usul yalnızca bir defa uygulanacak; ilk artırmada satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel sisteme göre üçüncü kişilerin katılımına da açık olacaktır.
Mirasçılar arasındaki ilk artırmada teklifin muhammen kıymetin yüzde yüzü ile Kanunda belirtilen rüçhanlı alacak ve gider eşiğini aşması gerekirken, ikinci artırmada genel yüzde elli eşiği uygulanacaktır. İhale bedelinin süresinde yatırılmaması hâlinde teminatın iadesi, satış giderleri ve teklif bedelinin yüzde beşi oranındaki idari para cezası bakımından da ayrıntılı hükümler getirilmiştir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.1 ve Geçici m.1/1; İİK m.114.)
Noterlik evrakının elektronik ortamda gönderilebilmesi
Noterlik Kanunu m.55 yeniden düzenlenmiş; noterlik evrak ve defterlerinin mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları, resmî daireler ve noterlikte soruşturmaya yetkili kişilerce incelenmesine ilişkin usul açıklığa kavuşturulmuştur. Onaylı örnek istenmesi hâlinde noterlik evrakının taranarak, herhangi bir ücret alınmaksızın, güvenli elektronik imza ile elektronik ortamda gönderilebilmesi de açıkça mümkün hâle getirilmiştir. Asıl evrakın gönderildiği hâllerde noterlikte aslına uygun onaylı örnek saklanacaktır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.2; Noterlik Kanunu m.55.)
Vesayet altındaki kişilerin mallarında elektronik satış
Türk Medeni Kanunu m.440 ve m.444’te yapılan değişikliklerle vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmazların UYAP’a entegre elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla satılması esas alınmıştır. Taşınmaz satışında ihalenin tamamlanması vesayet makamının onamasına bağlıdır ve bu onama kararının ihale tarihinden itibaren on gün içinde verilmesi gerekir. Bu hükümler Kanunun yayımlanmasından üç ay sonra yürürlüğe girecek; yürürlükten önce ilan edilmiş satışlarda eski hükümler uygulanmaya devam edecektir. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.11, m.12, Geçici m.1/5 ve m.26.)
7. Adli Tıp, Hâkim-Savcı Yardımcılığı ve Bilirkişilik
Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanma şartları yeniden düzenlenmiş; bu görevlere atanabilmek için tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da ilgili alanda doktora derecesi aranması ve belirli başkanlık/üyelik görevlerinin dört yıllık süreyle yürütülmesi kabul edilmiştir.
Hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim alanları, sınav ve değerlendirme usulleri kanun düzeyinde daha ayrıntılı şekilde belirlenmiştir. Ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kanunu m.63’e eklenen düzenleme ile hâkimlik veya savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenebilecek konularda bilirkişiye başvurulması uyarma cezasını gerektiren disiplin fiilleri arasına alınmıştır. Bu hüküm, bilirkişinin teknik ve özel bilgi alanıyla sınırlı işlevini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. (Bknz. 7589 sayılı Kanun m.7, m.8 ve m.9.)
8. Yürürlük ve Geçiş Hükümleri: Uygulamada Tarih Kontrolü Zorunlu
7589 sayılı Kanunun hükümlerinin tamamı aynı tarihte uygulanmaya başlamamaktadır. Kanunun önemli bölümü 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buna karşılık vesayet altındaki kişilerin taşınır ve taşınmazlarının elektronik satışı ile e-duruşmada fiziki imza zorunluluğunun daraltılmasına ilişkin hükümler, yayım tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Danıştayın teşkilat yapısına ilişkin geçici düzenleme ise Kanunda belirtilen özel tarih esas alınarak uygulanmaktadır.
Buna ek olarak, İİK satışları, tek hâkimli idari yargılama, idari temyiz, TCK m.158/4, CMK m.308, TBK m.55 ve kaldırılan belirsiz alacak davası bakımından özel geçiş hükümleri bulunmaktadır. Bu nedenle yeni düzenlemelerin somut bir dosyaya uygulanıp uygulanmayacağı belirlenirken yalnızca Kanunun yayım tarihi değil; davanın açıldığı, kararın verildiği, dosyanın ilgili mercie teslim edildiği, olayın gerçekleştiği veya artırmanın ilan edildiği tarih de ayrıca incelenmelidir.
ÖNEMLİ NOT! 12. Yargı Paketi bakımından en sık yapılabilecek hata, “31 Temmuz 2026’dan sonra tüm dosyalara yeni hükümler uygulanır” şeklindeki genellemedir. Kanundaki geçiş hükümleri düzenleme bazında farklı bağlantı noktaları belirlemektedir. Somut dosyalarda yürürlük ve geçiş rejimi ayrı bir ön mesele olarak ele alınmalıdır. |
09 Ağustos 2026 İtibarıyla Güncel Gelişme: Çocuk Adalet Sistemine İlişkin 7593 Sayılı Kanun
GÜNCEL DURUM — KOMİSYON AŞAMASI TAMAMLANDI, TBMM KABULÜ DE GERÇEKLEŞTİ Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair düzenleme artık yalnızca komisyon aşamasında değildir. TBMM kayıtlarına göre metin 8 Ağustos 2026 tarihinde Genel Kurulda kabul edilerek 7593 sayılı Kanun numarasını almış ve 9 Ağustos 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığına gönderilmiştir. 9 Ağustos 2026 tarihinde yapılan son kontrolde TBMM Kanun Bilgileri sayfasında Cumhurbaşkanlığı işlemi ile Resmî Gazete tarihi ve numarası henüz yer almamaktadır. Bu nedenle aşağıdaki hükümler TBMM tarafından kabul edilmiş olmakla birlikte, bu bilgilendirme tarihi itibarıyla henüz Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş değildir. |
Kamuoyunda özellikle çocukların ceza sorumluluğu ve çocuk failler bakımından uygulanacak yaptırımlar üzerinden tartışılan 7593 sayılı Kanun, yalnızca ceza miktarlarını değiştiren bir metin değildir. Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, İnfaz Kanunu, Kabahatler Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu başta olmak üzere çocuk adalet sisteminin soruşturma, kovuşturma, infaz ve koruyucu/yönlendirici tedbir boyutlarına birlikte müdahale etmektedir.
Yaş küçüklüğüne bağlı ceza rejiminde önemli değişiklik
TBMM tarafından kabul edilen metin, TCK m.31’de 12–15 ve 15–18 yaş grupları için yaş küçüklüğü nedeniyle uygulanan ceza aralıklarını yükseltmektedir. 12–15 yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine uygulanacak aralık 13–18 yıla, müebbet hapis yerine uygulanacak aralık 10–12 yıla; diğer hapis cezalarında fiil başına üst sınır ise 9 yıla çıkarılmaktadır. 15–18 yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine 19–27 yıl, müebbet hapis yerine 15–18 yıl öngörülmekte; diğer hapis cezalarında yaş indirimi sonrasındaki üst sınır 15 yıla yükseltilmektedir. Bunun yanında yeni eklenen dördüncü fıkra, kasten öldürme ve TCK m.87’nin ikinci ve dördüncü fıkralarındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları bakımından hâkime özel bir değerlendirme alanı tanımaktadır. Somut olayda kasta dayalı kusurun ağırlığı, amaç ve saik, suçun işleniş biçimi ve daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûmiyet gibi ölçütlerden biri veya birkaçı dikkate alınabilecektir.
Bu çerçevede 15–18 yaş grubundaki kişiler bakımından TCK m.31/3 hükümlerinin uygulanmamasına; ceza sorumluluğu bulunan 12–15 yaş grubundaki kişiler bakımından ise m.31/2 yerine m.31/3 rejiminin uygulanmasına Kanunda sayılan ağır suçlar ve ölçütler çerçevesinde imkân tanınmaktadır. Bu düzenleme, çocuk ceza hukukunda yaş indiriminin bazı ağır suçlarda otomatik sonuç doğurması yaklaşımını belirli şartlarla değiştirmektedir.
Dayanak: TBMM’de 08.08.2026 tarihinde kabul edilen 7593 sayılı Kanun m.2; TCK m.31.
Ateşli silahın çocuk tarafından ele geçirilmesine yol açan muhafaza ihlali
6136 sayılı Kanuna eklenen yeni 13/A maddesiyle, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı biçimde muhafaza edilmesi sonucunda bir çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi hakkında, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmuyorsa bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Böylece silahın yalnızca ruhsata ve taşımaya ilişkin hukuki rejimi değil, ev ve benzeri ortamlardaki muhafaza yükümlülüğü de çocuk güvenliği perspektifiyle cezai yaptırıma bağlanmaktadır.
Dayanak: 7593 sayılı Kanun m.1; 6136 sayılı Kanun m.13/A.
Sosyal inceleme, iddianamenin iadesi ve çocuklara özgü usuli güvenceler
CMK m.174’e eklenen hüküm, on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianamelerin iadesini öngörmektedir. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda da on beş yaşından küçük çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hâle getirilmekte; on beş yaşını doldurmuş çocuk bakımından sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesinin iddianamede veya kararda gösterilmesi öngörülmektedir. Ayrıca adli süreçteki çocuk hakkında HAGB kararı verilmesi hâlinde uygun görülen yönlendirme tedbirlerinden biri veya birkaçı denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanabilecektir. Bu yaklaşım, çocuğun yalnızca isnat edilen fiil üzerinden değil; gelişim, aile, eğitim, psikososyal durum ve risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesine yönelik usuli zemini güçlendirmektedir.
Dayanak: 7593 sayılı Kanun m.4 ve Çocuk Koruma Kanununda değişiklik öngören devam maddeleri.
Koruyucu tedbirlerin yanında “yönlendirme tedbirleri”
Çocuk Koruma Kanununa eklenen 5/A maddesiyle, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından çocuklara özgü güvenlik tedbiri niteliğinde “yönlendirme tedbirleri” kabul edilmektedir. Bunlar; sosyal ve toplumsal hizmet, dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane, çevreye saygı ve çevre temizliği ile tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu/uyarıcı madde ve davranışsal bağımlılık tedbirlerinden oluşmaktadır. Bu model, çocuk adalet sisteminin yalnızca yaptırım değil, yeniden topluma kazandırma ve risk azaltma eksenini de güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Dayanak: 7593 sayılı Kanun m.9 ve devamı; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda kabul edilen değişiklikler.
İnfaz rejimi ve çocuk hükümlülerin değerlendirilmesi
5275 sayılı Kanunda kabul edilen değişiklikler, çocuk hükümlülerin kapalı çocuk ceza infaz kurumları ve eğitimevlerine ayrılmasına ilişkin sistemi yeniden düzenlemekte; iyi hâl değerlendirmesinde çocuğun bireysel özellikleri, eğitim ve psikososyal koşullarının daha belirgin şekilde dikkate alınmasını öngörmektedir. Eğitimevine ayrılma değerlendirmesinin en geç üç ayda bir, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, öğretmen veya Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonunca görevlendirilecek avukat gibi en az bir uzmanın katılımıyla yapılması kabul edilmektedir. Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az, taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az hapis cezası alan çocuk hükümlülerin cezalarının doğrudan çocuk eğitimevinde yerine getirilmesi öngörülmektedir. Koşullu salıverilme hesabına ilişkin çocuklara özgü hükümler de değiştirilmiştir.
Dayanak: 7593 sayılı Kanun m.5, m.6 ve m.7; 5275 sayılı Kanunda kabul edilen değişiklikler.
Kesici/delici aletlerin çocuklara satışı ve çocuklar tarafından taşınması
6136 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan bıçaklar ile diğer kesici, delici ve bereleyici aletlerin satışına, teşhirine ve çocuklar tarafından edinilip taşınmasına yönelik yeni kabahat hükümleri kabul edilmiştir. On sekiz yaşından küçüklere satış yasaklanmakta; çocukların bu aletleri satın alması veya taşıması bakımından yaptırım ve, on beş yaşını doldurmamış çocuklar yönünden, koruyucu-destekleyici-yönlendirme tedbirleri için çocuk hâkimine başvuru mekanizması kurulmaktadır. İnternet ve mesafeli satışlar da düzenlemenin kapsamına alınmıştır. 7593 sayılı Kanun m.16 uyarınca yalnızca Kabahatler Kanunu m.43/C/1-a’da yer alan ruhsatlı yerler dışındaki satış ve sergileme yasağı 1 Aralık 2026 tarihinde; diğer hükümler ise Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. Ancak 9 Ağustos 2026 itibarıyla Kanun henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadığından yürürlük başlamamıştır.
Dayanak: 7593 sayılı Kanun m.8 ve m.16.
Terminoloji değişikliği: “suça sürüklenen çocuk” yerine yeni ifade
Kabul edilen metin, çeşitli kanunlarda yer alan “suça sürüklenen çocuk” ibaresini “adli süreçteki çocuk” veya ilgili bağlama göre “hakkında adli süreç yürütülen çocuk” ifadeleriyle değiştirmektedir. Bu terminolojik değişiklik, çocuğun kimliğini suçla özdeşleştirmeyen ve süreci tanımlayan bir dil tercihine yönelmektedir.
Dayanak: 7593 sayılı Kanunun Çocuk Koruma Kanunu ve bağlantılı mevzuatta terminoloji değişikliği öngören hükümleri.
*www.seyhanpartners.com, Yayım Tarihi: 09.08.2026
Kaynaklar
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul tarihi 16.07.2026.
2. T.C. Resmî Gazete, 31.07.2026 tarihli ve 33326 sayılı nüsha; 7589 sayılı Kanun.
3. TBMM, 2/3737 esas numaralı Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu, Sıra Sayısı 280.
4. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, kabul tarihi 08.08.2026.
5. TBMM, 2/3771 esas numaralı Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu, Sıra Sayısı 286.
6. TBMM Kanun Bilgileri, 7593 sayılı Kanun: Cumhurbaşkanlığına gidiş tarihi 09.08.2026; 09.08.2026 tarihinde yapılan kontrolde Resmî Gazete tarihi ve numarası henüz kayıtlı değildir.
Resmî erişim bağlantıları: tbmm.gov.tr • resmigazete.gov.tr
.png)



Yorumlar