top of page

Otonom Robotların Yardımcı Kişi Sorumluluğu (TBK m.116)*

  • Yazarın fotoğrafı: Av.Ayşegül ARSLAN
    Av.Ayşegül ARSLAN
  • 3 Tem
  • 13 dakikada okunur

Av. Ayşegül ARSLAN

Özet

Otonom robotların borçlunun ifa organizasyonuna dahil edilmesi, klasik yardımcı kişi sorumluluğunun sınırlarını zorlayan yeni bir sözleşmesel sorumluluk problemidir. Türk Borçlar Kanunu m.116, borçlunun borcun ifasını veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını yardımcılarına bırakması halinde, bu kişilerin işi yürüttükleri sırada alacaklıya verdikleri zarardan borçlunun sorumlu olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte hükmün lafzı, insan veya tüzel kişi merkezli bir yardımcı kişi varsayımına dayanır. Otonom robot ise henüz tartışmaları yeni olmakla beraber hukuken kişi değildir; buna rağmen borçlunun bilgi ve iradesiyle ifa alanına dahil edilmekte, borçlunun faaliyet kapasitesini genişletmekte ve alacaklı bakımından kontrol edilemeyen yeni bir risk yaratmaktadır. Bu çalışma, otonom robotların TBK m.116 anlamında doğrudan yardımcı kişi sayılıp sayılamayacağını, kıyas yoluyla bu hükmün uygulanıp uygulanamayacağını ve farazî kusur ölçütünün otonom yapay zekâ sistemleri bakımından nasıl kurulması gerektiğini incelemektedir. Çalışmada varılan temel sonuç şudur: Mevcut hukukta otonom robotların TBK m.116 kapsamında doğrudan yardımcı kişi olarak kabulü isabetli değildir; ancak borçlunun ifa organizasyonuna bilinçli şekilde dahil edilen, insan işlevini ikame eden ve alacaklı karşısında fiilî ifa davranışı sergileyen otonom robotlar bakımından yardımcı kişi sorumluluğunun ratio legis’i güçlü bir kıyas imkânı sunmaktadır. Buna rağmen kusursuz sorumluluk alanının hâkim eliyle genişletilmesi hukuki güvenlik bakımından sakıncalı olduğundan, kalıcı çözüm TBK m.116’ya yapılacak açık bir kanun değişikliğidir.


Giriş

Borçlar hukukunun klasik yapısı, edimin insan iradesiyle yerine getirildiği bir dünyaya göre şekillenmiştir. Borçlu borcunu bizzat ifa edebilir; ifada üçüncü kişiden yararlanabilir; ifayı bir çalışanına, temsilcisine, alt yüklenicisine veya fiilî yardımcısına bırakabilir. Bu yapı içinde hukuki sorumluluğun ana sorusu çoğu kez açıktır: Zarar verici davranış, borçlunun kendi davranışı mı, yoksa onun ifa alanına dahil ettiği bir kişinin davranışı mıdır? Otonom robotların ifa sürecine girmesiyle birlikte bu soru artık aynı berraklıkla cevaplanamamaktadır. Çünkü robot, bir insan değildir; tüzel kişi de değildir; klasik anlamda iradesi, kusuru, fiil ehliyeti ve malvarlığı yoktur. Buna rağmen robot, borçlunun organizasyonuna dahil edildiğinde alacaklı ile doğrudan temas kurabilmekte, fiziksel çevre üzerinde etki doğurabilmekte, veri işleyerek karar alabilmekte ve bu kararı bağımsız hareket olarak dış dünyaya yansıtabilmektedir.

Sorun, yalnızca yeni bir teknolojinin hukuka nasıl dahil edileceği sorunu değildir. Daha derinde, sorumluluk hukukunun risk dağıtım mantığıyla ilgilidir. Borçlu, otonom robot kullanarak maliyetini düşürmekte, hızını artırmakta, insan emeğine bağımlılığını azaltmakta ve faaliyet alanını genişletmektedir. Alacaklı ise çoğu kez bu teknolojinin seçiminde, programlanmasında, veriyle beslenmesinde, güncellenmesinde veya denetlenmesinde hiçbir söz hakkına sahip değildir. Bu nedenle otonom robotun ifa sırasında verdiği zararın sadece TBK m.112’deki kusur sorumluluğu çerçevesinde ele alınması, özellikle robotun karar sürecinin geriye dönük olarak açıklanamadığı durumlarda, alacaklıyı ispat yükü bakımından zayıf bir konuma itebilir. Otonom robotun davranışı ne kadar bağımsızlaşırsa, borçlunun gerçek kusurunun ispatı o kadar güçleşir. Bu noktada TBK m.116’nın arkasındaki normatif fikir devreye girer: Borçlu, kendi menfaati için ifa alanını genişletmişse, bu genişlemenin alacaklı bakımından doğurduğu riski de üstlenmelidir.


Kavramsal Çerçeve: Otonom Robot, Yapay Zekâ ve İfa Süreci


Otonom robot, yalnızca mekanik bir araç değildir. Sıradan bir makine, önceden belirlenmiş komut seti içinde, deterministik biçimde çalışır. Borçlunun kullandığı klasik bir asansör, otomatik kapı, paketleme bandı veya barkod okuyucu arızalandığında hukuki değerlendirme genellikle teknik ayıp, bakım eksikliği, seçim kusuru, gözetim yükümlülüğünün ihlali veya ürün sorumluluğu ekseninde yapılır. Otonom robot ise bu basit araç kategorisini aşar. Sensörlerle çevresini algılar, veri işler, olasılık hesaplaması yapar, öğrenme veya uyarlanma kabiliyeti gösterebilir ve fiziksel yahut dijital ortamda sonuç doğuran kararları bizzat uygulayabilir. Bu yönüyle otonom robot, borçlunun pasif bir ekipmanı olmaktan ziyade, ifa sürecinde fiilî davranış sergileyen bir sistemdir.


AB Yapay Zekâ Tüzüğü’nde yapay zekâ sistemi; farklı seviyelerde otonom çalışmak üzere tasarlanmış, dağıtımdan sonra uyarlanabilirlik gösterebilen ve aldığı girdilerden fiziksel veya sanal ortamı etkileyebilecek çıktılar üreten makine tabanlı sistem olarak tanımlanmaktadır.[1] Bu tanım, sorumluluk hukuku açısından iki nedenle önemlidir. Birincisi, yapay zekâ sisteminin otonomluğu mutlak değil, dereceye bağlıdır. İkincisi, sistemin yalnızca veri üretmesi değil, çevre üzerinde etki doğurması dikkate alınmaktadır. Otonom robot kavramı da bu iki unsurun birleştiği yerde anlam kazanır: Otonomluk derecesi arttıkça insan müdahalesi azalmakta; robotun dış dünyadaki etkisi arttıkça zarar doğurma potansiyeli büyümektedir.


Otonom robotların hukuki analizi yapılırken, insanı tamamen taklit edip etmediği, bilinç sahibi olup olmadığı veya gerçek anlamda irade taşıyıp taşımadığı tartışmasına saplanmak doğru değildir. Sorumluluk hukuku bakımından belirleyici olan, robotun fiziki anlamda özne olup olmadığı değil, borçlunun ifa organizasyonu içinde hangi işlevi üstlendiğidir. Bir hastanede ilaç dağıtan robot, bir depoda ürün sınıflandıran robot, bir otelde müşteri yönlendiren sosyal robot, bir bakım kurumunda yaşlı bireyin hareketine yardım eden robot veya bir lojistik merkezinde otonom taşıma yapan sistem, alacaklıya sunulan edimin fiilî icrasına katılıyorsa artık borçlunun dış dünyaya yönelen ifa davranışının bir parçası hâline gelmiş demektir.


Otonom robotların borçlar hukuku bakımından yarattığı güçlük, çoğu kez karar sürecinin geriye dönük olarak tam açıklanamamasından kaynaklanır. Makine öğrenmesi ve özellikle derin öğrenme temelli sistemlerde, sistemin hangi veri örüntüsünü hangi ağırlıkla dikkate aldığı, hangi ara değerlendirme sonucunda belirli çıktıya ulaştığı ve neden başka bir çıktıyı seçmediği her zaman açık biçimde ortaya konulamaz. Bu nedenle zarar meydana geldiğinde, zararın üretim hatasından mı, yazılım tasarımından mı, veri setinin niteliğinden mi, borçlunun sistemi hatalı eğitmesinden mi, güncelleme eksikliğinden mi, çevresel koşullardan mı, yoksa sistemin bağımsız uyarlanma davranışından mı doğduğu çoğu kez teknik bilirkişi incelemesi gerektiren karmaşık bir meseleye dönüşür.


Bu durum, borçlunun sorumluluğunu bütünüyle ortadan kaldıran bir gerekçe olarak okunamaz. Aksine, borçlu otonom robotu kendi faaliyet alanına dahil ederek alacaklı karşısında teknolojik bir üstünlük ve organizasyonel verimlilik elde etmişse, bu sistemin açıklanabilirlik, kayıt tutma, güncelleme, insan müdahalesi imkânı, hata halinde güvenli moda geçme ve denetim mekanizmalarını da kurmak zorundadır. Aksi yaklaşım, teknolojinin nimetlerinin borçluya, öngörülemezlik külfetinin ise alacaklıya bırakılması anlamına gelir. Bu ise TBK m.116’nın temelindeki nimet-külfet dengesiyle bağdaşmaz.


Otonomluk riskinin hukuki analizi yapılırken iki durumdan kaçınmak gerekir. İlk durum, robotun karar süreci karmaşık diye borçluyu sorumluluktan kolayca kurtarmaktır. İkinci durum ise robotun her hatasını borçlu bakımından otomatik sonuç sorumluluğuna dönüştürmektir. Sözleşmesel sorumluluk sistemi bakımından isabetli çözüm, borçlunun otonom robotu hangi iş için, hangi risk seviyesinde, hangi kontrol tedbirleriyle ve alacaklının hangi haklı beklentisi içinde kullandığını somutlaştırmaktır. Başka bir ifadeyle, otonomluk tek başına sorumluluğu ne kaldırır ne de mutlaklaştırır; fakat sorumluluk değerlendirmesinin ağırlık merkezini seçim, organizasyon, denetim, güvenlik tedbiri ve ispat yükü eksenine taşır.


Yapay Zekâya Kişilik Tanınması Tartışması


Otonom robotların verdiği zararlardan sorumluluk tartışmasında yapay zekâya kişilik tanınması tartışması ayrıca ortaya çıkmaktadır. Elektronik kişilik, tüzel kişilik benzeri özel statü veya kısmî hak ehliyeti önerileri, sorumluluğun doğrudan yapay zekâ sistemine yöneltilmesini amaçlamaktadır. Ancak mevcut Türk hukukunda kişi kavramı gerçek kişiler ve tüzel kişiler üzerinden kuruludur. TMK m.8 her insanın hak ehliyetine sahip olduğunu düzenler; tüzel kişiler ise kanunun öngördüğü yapılar içinde hak ve borç sahibi olabilir. Otonom robotun bu iki kategoriden hiçbirine kendiliğinden dahil edilmesi mümkün değildir. Kanun koyucu açık bir statü yaratmadıkça robotun taraf ehliyeti, dava ehliyeti, malvarlığı, kusur ehliyeti veya borç altına girme ehliyeti bulunmadığı kanaatindeyiz. Daha önemlisi, yapay zekâya kişilik tanınması sorumluluk hukukunun temel sorununu çözmek yerine buna engel doğurabilir. Zarar gören alacaklı bakımından asıl soru, zararı hangi malvarlığından tahsil edeceğidir. Malvarlığı bulunmayan veya sembolik bir fonla donatılan yapay zekâ sistemine kişilik verilmesi, borçlunun, üreticinin veya işletenin sorumluluk alanını daraltan yapay bir kalkan işlevi görebilir. Ayrıca otonom robotların caydırıcı yaptırımlara insan gibi tepki vereceği varsayımı da gerçekçi değildir. Robotun bilinç, pişmanlık, ahlaki muhakeme veya cezadan kaçınma gibi insana özgü motivasyonlara sahip olmaması, klasik sorumluluk hukuku araçlarının robot üzerinde doğrudan davranış yönlendirici etki yaratmasını engeller.

Bu nedenle yardımcı kişi sorumluluğu tartışması, yapay zekâya kişilik tanınmasına bağlanmamalıdır. Tam tersine, kişiliği olmayan bir sistemin borçlunun ifa organizasyonunda hangi işleve sahip olduğu incelenmelidir. Otonom robotun kişi olmaması, borçlunun onu kullanarak ifa alanını genişlettiği gerçeğini değiştirmez. Fakat kişi olmaması, TBK m.116’nın doğrudan uygulanması önünde ciddi bir lafzî engel oluşturur. Çalışmanın merkezindeki sorun de tam olarak buradadır: Hükmün sözü robotu dışarıda bırakmakta, hükmün amacı ise bazı otonom robotları borçlunun sorumluluk alanına dahil etmeyi gerektirmektedir.


TBK m.116 Kapsamında Yardımcı Kişi Sorumluluğu


Türk borçlar hukukunda kural, borcun mutlaka borçlu tarafından şahsen ifa edilmesi değildir. TBK m.83 uyarınca borcun bizzat borçlu tarafından ifasında alacaklının menfaati bulunmadıkça borçlu edimi üçüncü kişi eliyle yerine getirebilir. Modern ekonomik hayatın karmaşıklığı dikkate alındığında bankalar, hastaneler, kargo şirketleri, yazılım işletmeleri, oteller, üretim tesisleri ve danışmanlık şirketleri borçlarını çoğu zaman çalışanları, alt yüklenicileri, temsilcileri, dijital sistemleri ve teknik altyapıları aracılığıyla ifa eder. Alacaklı çoğu kez borçlunun iç organizasyonunu bilmez; kimin hangi aşamada ifaya katıldığını görmez; ifa sürecine dahil edilen kişi veya sistem üzerinde denetim kuramaz.


TBK m.116 ‘da borçlunun borcun ifasını veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasını yardımcılarına kanuna uygun şekilde bırakmış olsa bile, yardımcıların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. Buradaki sorumluluk, borçlunun yardımcısını seçerken kusurlu davranmasına indirgenemez. Borçlu, yardımcı kişiyi özenle seçtiğini, ona gerekli talimatı verdiğini veya onu denetlediğini ileri sürerek her durumda sorumluluktan kurtulamaz. Çünkü TBK m.116’nın özü, yardımcı kişinin ifa davranışının borçluya isnat edilmesidir. Bu yönüyle TBK m.116, TBK m.66’da düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğundan ayrılır. TBK m.66 sözleşme dışı alanda adam çalıştıranın objektif özen yükümlülüğüne dayalı sorumluluğunu düzenler. TBK m.116 ise mevcut bir borç ilişkisinde, borçlunun ifa alanına dahil ettiği yardımcı kişinin diğer tarafa verdiği zarar bakımından sözleşmesel sorumluluk doğurur. Bu ayrım, otonom robotlar bakımından da önemlidir. Robotun üçüncü kişiye verdiği zarar haksız fiil veya ürün sorumluluğu alanında tartışılabilir; fakat robotun alacaklıya, borcun ifası sırasında zarar vermesi halinde sözleşmesel isnat sorunu doğar. İşte TBK m.116’nın otonom robotlar bakımından asıl önemi bu noktadadır.


Yardımcı kişi, borçlunun bilgi ve iradesiyle borçlunun borcunun ifasına veya borç ilişkisinden doğan bir hakkın kullanılmasına katılan üçüncü kişidir. Yardımcı kişi ile borçlu arasında hizmet sözleşmesi, vekâlet, eser, aile ilişkisi, fiilî yardım veya sürekli organizasyon bağı bulunması zorunlu değildir. Yardımcının ücretli ya da ücretsiz çalışması, borçlunun hiyerarşik otoritesi altında bulunup bulunmaması, alacaklının onu tanıyıp tanımaması da belirleyici değildir. Belirleyici olan, yardımcının borçlunun bilgisi ve iradesiyle ifa alanına dahil edilmesi ve zararın bu ifa faaliyeti sırasında doğmasıdır.


TBK m.116 sorumluluğunun doğması için öncelikle borçlu ile zarar gören alacaklı arasında bir borç ilişkisi bulunmalıdır. Bu ilişki çoğu kez sözleşmeden doğar; ancak sözleşme görüşmeleri sırasında doğan güven ilişkisi, kanundan doğan borç ilişkisi veya borç ilişkisinin yan yükümlülükleri de belirli koşullarda bu kapsama girebilir. İkinci olarak borçlu, borcun ifası veya bir hakkın kullanılması amacıyla yardımcı kişiden yararlanmış olmalıdır. Üçüncü olarak zarar, yardımcının işi yürüttüğü sırada doğmalıdır. Yardımcının tamamen özel alanındaki veya ifa süreciyle ilgisiz davranışı TBK m.116 kapsamında borçluya yüklenemez. Dördüncü olarak, yardımcının davranışı borca aykırılık teşkil edecek nitelikte olmalı ve zarar ile davranış arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.


Otonom robotlar bakımından bu şartların her biri yeniden yorum gerektirir. Borç ilişkisi ve zarar şartı klasik anlamını korur. Ancak “yardımcı kişi” ve “işi yürütme” şartları tartışmalıdır. Çünkü robot hukuken kişi değildir; buna rağmen ifa işini yürütür. Robotun borçlunun bilgi ve iradesiyle kullanılması ise çoğu kez açıktır: Borçlu robotu satın almış, kiralamış, sisteme entegre etmiş, yazılımını lisanslamış, verilerini yüklemiş veya servis sağlayıcı aracılığıyla devreye almıştır. Bu durumda robotun ifa alanına dahil edilmesi, tesadüfî bir teknik olay değil, borçlunun organizasyonel tercihidir.


Farazî kusur teorisi


TBK m.116 metninde kusurdan açıkça söz edilmez. Buna rağmen öğretide ve uygulamada borçlunun sorumluluğunun farazî kusur ölçütüyle sınırlandırıldığı kabul edilmektedir. Farazî kusur, borçlunun gerçek psikolojik kusurunu araştırmaz. Soru şudur: Yardımcı kişinin zarar verici davranışı borçlu tarafından bizzat gerçekleştirilmiş olsaydı, borçlu somut olayın şartlarına göre kusurlu sayılacak mıydı? Cevap olumlu ise borçlu yardımcı kişinin davranışından sorumlu tutulur. Cevap olumsuz ise borçlu, yardımcının davranışı kendi davranışı olsaydı dahi kusurlu sayılmayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.


Farazî kusur teorisinin otonom robotlar bakımından iki işlevi vardır. İlk olarak, TBK m.116’nın mutlak sonuç sorumluluğuna dönüşmesini engeller. Borçlu, robotun ifa sürecinde ortaya çıkan her zarardan otomatik olarak sorumlu tutulmaz; robotun davranışı borçlunun davranışı varsayıldığında objektif özen ölçütüne göre kusurlu sayılıp sayılmayacağı araştırılır. İkinci olarak, borçlunun gerçek kusurunun teknik kara kutu içinde kaybolmasını önler. Zira tartışma, borçlunun algoritmanın her iç kararını bilip bilmediğine değil, alacaklının haklı olarak bekleyebileceği ifa güvenliğinin sağlanıp sağlanmadığına yönelir.


Ancak otonom robotlar farazî kusur teorisini de zorlar. İnsan yardımcı kişi bakımından borçlunun varsayımsal davranışı, makul insan veya makul meslek mensubu ölçütüyle değerlendirilebilir. Otonom robot ise bazı durumlarda insan işlevini ikame eder; bazı durumlarda insanın bilişsel kapasitesini aşan veri işleme ve karar alma yeteneği sunar. Bu nedenle tek bir farazî kusur ölçütü yeterli değildir. İnsan ikamesi yapan robotta makul insan davranışı ölçütü; insan kapasitesini aşan uzman sistemlerde ise makul otonom sistem davranışı ve makul güvenlik tedbirleri ölçütü birlikte uygulanmalıdır.


Otonom Robot Yardımcı Kişi Midir?


Otonom robotların TBK m.116 kapsamında doğrudan yardımcı kişi kabul edilmesi, mevcut hukuk bakımından güçtür. Hükümde “birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcıları” ifadesi kullanılmaktadır. Buradaki örnekleme, yardımcı kişi kavramının yalnızca birlikte yaşayanlar veya çalışanlarla sınırlı olmadığını gösterir; fakat yine de kavramın kişi temelli kurulduğu açıktır. Yardımcı kişi, gerçek kişi veya tüzel kişi olabilir. Tüzel kişinin organları ayrıca yardımcı kişi sayılmasa da tüzel kişi, borçlunun yardımcısı olarak ifaya katılabilir. Buna karşılık otonom robot ne gerçek kişidir ne tüzel kişidir. Bu nedenle hükmün doğrudan lafzî uygulaması, robotu yardımcı kişi kavramına dahil etmeye elverişli değildir.


Bu noktada kavramı zorlayarak robotu “elektronik yardımcı kişi” veya “dijital ifa yardımcısı” olarak adlandırmak da çözüm olmayacaktır. Zira hukuki nitelendirme, yalnızca terminolojiyle değiştirilemez. Yardımcı kişi sorumluluğu, kusursuz sorumluluk niteliği taşıyan ağırlaştırılmış bir sorumluluk şeklidir. Kanunda kişilik sahibi olmayan sistemlerin bu hükme dahil edildiğine ilişkin açık bir hüküm yoksa, doğrudan uygulama yoluyla kusursuz sorumluluk alanını genişletmek hukuki güvenlik bakımından tartışmalı hale gelir. Bu nedenle mevcut hukuk bakımından ilk tespit net olmalıdır: Otonom robot, TBK m.116’nın lafzı uyarınca doğrudan yardımcı kişi sayılmamalıdır.


Ancak bu tespit, borçlunun sorumluluktan kurtulacağı anlamına gelmez. Robotun kullanımı nedeniyle TBK m.112 kapsamında borca aykırılık, yan yükümlülük ihlali, organizasyon kusuru, güvenlik tedbiri eksikliği, ayıplı ifa, ürün sorumluluğu veya somut olayın niteliğine göre haksız fiil sorumluluğu gündeme gelebilir. Sorun, bu yolların özellikle öngörülemez otonom davranışlarda alacaklıyı yeterli koruyup korumadığıdır. TBK m.116 tartışması, tam da bu koruma boşluğunun bulunduğu alan için önem taşır.


Ara Çözüm: Fonksiyonel Yardımcı Sistem Yaklaşımı


Mevcut hukuk bakımından en isabetli ara çözüm, otonom robotları tek bir kategoriye sıkıştırmak yerine fonksiyonel bir ayrım yapmaktır. Birinci kategori, klasik otomatik araç ve makinelerden oluşur. Bu sistemler bakımından TBK m.116 yerine TBK m.112, ayıplı ifa, bakım-gözetim yükümlülüğü ve ürün sorumluluğu hükümleri uygulanmalıdır. İkinci kategori, borçlunun karar destek amacıyla kullandığı fakat alacaklıya yönelen ifa davranışını bizzat üstlenmeyen yapay zekâ sistemleridir. Bu sistemlerde de esas sorun borçlunun özen borcu, uzman görüşüne başvurma yükümlülüğü, sistem çıktısını kontrol etme ve yanlış sonuca körü körüne güvenmeme yükümlülüğüdür. Üçüncü kategori ise alacaklıyla doğrudan temas eden, insan ifa yardımcısının yerini alan ve edimin maddi icrasına katılan otonom robotlardır. TBK m.116’da hükmün amacı en güçlü biçimde bu üçüncü kategori için devreye girer.


Bu fonksiyonel yaklaşım, teknolojiyi hukuki kavramların içine zorla yerleştirmek yerine hukuki kavramların hangi riski düzenlediğini esas alır. Yardımcı kişi sorumluluğu, borçlunun ifa alanına dahil ettiği üçüncü unsurlar aracılığıyla alacaklıya yönelen borca aykırı davranış riskini düzenler. Otonom robot bu işlevi üstleniyorsa, hükmün amacı bakımından yardımcı kişiyle aynı risk alanında durur. Ancak kanun koyucunun açık düzenlemesi bulunmadığı sürece bu sonucun her olayda doğrudan değil, somut olaya göre ve sınırlı kurulması gerekir. Otonom robot, insan yardımcı kişinin yerine geçerek onun yapacağı işi üstleniyorsa, farazî kusur değerlendirmesinde ilk referans noktası makul insan davranışı olmalıdır. Örneğin bir hastane robotu hasta koridorunda ilaç taşırken hastaya çarparsa, soru şudur: Aynı işi yapan makul bir hastane personeli aynı koşullarda bu şekilde hareket etseydi kusurlu sayılır mıydı? Koridorun kalabalık olduğu, hastaların yavaş hareket ettiği, yaşlı veya engelli bireylerin bulunduğu biliniyorsa, makul personelin hızını düşürmesi, geçiş önceliğine dikkat etmesi ve güvenli mesafeyi koruması beklenir. Robot bu tedbirleri almadan hareket etmişse, davranış borçluya atfedildiğinde farazî kusur kabul edilebilir.


Bu ölçüt, alacaklı bakımından koruyucudur; ancak borçluyu mutlak sorumlu hâle getirmez. Robotun öngörülemeyen dış müdahale, alacaklının ağır kusuru veya mücbir sebep niteliğindeki olağanüstü koşullar altında zarar vermesi durumunda borçlu farazî kusur bulunmadığını ileri sürebilir. Burada önemli olan, robotun teknik olarak robot olduğu için değil, insan yardımcı kişinin işlevini üstlendiği için TBK m.116 mantığına yaklaştırılmasıdır.


Bu yaklaşım özellikle bakım robotları, hastane içi lojistik robotları, otel ve alışveriş merkezi karşılama robotları, depo taşıma robotları, temizlik robotları ve teslimat robotları bakımından uygulanabilir görünmektedir. Bu sistemler çoğu kez insan emeğini doğrudan ikame eder; alacaklı veya üçüncü kişiyle fiziksel temas riski taşır; borçlunun organizasyon alanında çalışır; borçlunun ticari faaliyetine verimlilik sağlar. Bu nedenle farazî kusur ölçütünü insan yardımcı davranışı üzerinden kurmak, hem hakkaniyet hem öngörülebilirlik sağlar.


Siber Saldırı, Yazılım Güncellemesi ve Üçüncü Kişi Etkisi


Otonom robotların verdiği zararlar bakımından siber saldırı ve yazılım güvenliği özel önem taşır. Robotun hatalı davranışı dış müdahaleden kaynaklanmış olabilir. Ancak bu durum borçluyu otomatik olarak sorumluluktan kurtarmaz. Borçlunun faaliyet alanına dahil ettiği otonom sistem, bağlantılı, güncellenebilir ve veriyle çalışan bir sistemse, siber güvenlik artık olağan bir özen yükümlülüğüdür. Borçlu, sistemin yetkisiz erişime karşı korunması, yazılım yamalarının uygulanması, erişim yetkilerinin sınırlandırılması, güvenlik kayıtlarının tutulması ve kritik sistemlerde bağımsız denetim yapılması gibi tedbirleri somut risk seviyesine göre almak zorundadır.


Bununla birlikte üçüncü kişinin ağır ve öngörülemez müdahalesi, illiyet bağını kesebilir veya tazminatın kapsamını daraltabilir. Buradaki ayrım, saldırının soyut olarak mümkün olup olmadığına değil, somut olayda makul bir borçludan beklenen tedbirlerle önlenebilir olup olmadığına göre yapılmalıdır. Yüksek riskli bir hastane robotu ile düşük riskli bir ofis yönlendirme robotu aynı güvenlik standardına tabi tutulamaz. Fakat borçlu, yüksek riskli alanda otonom sistem kullanmayı seçtiğinde, bu tercihin gerektirdiği teknik ve organizasyonel güvenlik standardını üstlenmiş olur.


Otonom robot kullanımında alacaklının bilgilendirilmesi önemlidir; fakat tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Alacaklı, borçlunun edimi robot aracılığıyla ifa edeceğini biliyor ve buna rıza gösteriyor olabilir. Bu rıza, robot kullanımını sözleşmeye uygun hâle getirebilir. Ancak alacaklının robot kullanımını kabul etmesi, borçlunun güvenli ifa yükümlülüğünden vazgeçildiği anlamına gelmez. Borçlu yine robotun seçiminden, kullanım alanının uygunluğundan, denetiminden, güvenlik tedbirlerinden ve alacaklının kişilik değerleri ile malvarlığının korunmasından sorumludur.


Sorumsuzluk anlaşmaları bakımından da aynı dikkat gereklidir. TBK m.116, yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğun önceden yapılan anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabileceğini kabul eder; ancak uzmanlık gerektiren, kanun veya yetkili makam iznine dayanan faaliyetlerde sorumsuzluk kayıtlarına sınır getirir. Otonom robotların özellikle sağlık, finans, ulaşım, enerji, güvenlik ve veri işleme gibi alanlarda kullanılması halinde, sorumsuzluk kayıtlarının dar yorumlanması gerekir. Borçlu, yüksek riskli bir teknolojiyi kullanarak alacaklıyı standart sözleşme içinde geniş bir sorumsuzluk hükmüyle korumasız bırakamamalıdır.


 Ürün Sorumluluğu Kapsamında Değerlendirme


Otonom robotun verdiği zararda üretici, ithalatçı, dağıtıcı, yazılım geliştirici, veri sağlayıcı, sistem entegratörü, bakım hizmeti sağlayıcısı ve kullanıcı borçlu aynı anda farklı sorumluluk alanlarında gündeme gelebilir. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, ürün güvenliği ve üretici sorumluluğu bakımından Türk hukukunda önemli bir çerçeve sunar. Ancak otonom yapay zekâ bakımından mevcut ürün sorumluluğu rejiminin bütün sorunları çözdüğünü söylemek mümkün değildir. Özellikle yazılımın ürün sayılması, güncelleme sonrası ortaya çıkan davranış değişiklikleri, öğrenen sistemlerin sonradan gelişen riskleri, veri setinin ayıp niteliği, açıklanabilirlik eksikliği ve ispat yükü gibi konular hâlen özel düzenleme ihtiyacı doğurmaktadır.


AB hukukunda 2024 tarihli yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi, yazılımı da ürün sorumluluğu rejiminin kapsamına dahil ederek dijital ürünler bakımından önemli bir adım atmıştır.[2] Bu yaklaşım, otonom robot zararlarında üretici ve yazılım sağlayıcı sorumluluğunu güçlendirebilir ancak ürün sorumluluğu, borçlunun alacaklıya karşı sözleşmesel ifa sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bir hastane, hatalı çalışan robot nedeniyle hastaya zarar verdiğinde, robot üreticisine rücu edebilir; fakat hasta ile hastane arasındaki sözleşmesel ilişki bakımından hastanenin ifa organizasyonuna ilişkin sorumluluğu ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle TBK m.116 tartışması, ürün sorumluluğunun alternatifi değil, sözleşmesel ilişki içindeki tamamlayıcı sorumluluk mekanizmasıdır.


**03.07.2026, www.seyhanpartners.com.



Kaynakça

AKKURT, Sinan Sami, “Yapay Zekânın Otonom Davranışlarından Kaynaklanan Hukuki Sorumluluk”, Uyuşmazlık Mahkemesi Dergisi, S.13, 2019.

BAŞALP YILDIRIM, Nilgün, “Borçlunun İfa Sürecine Dahil Ettiği Yapay Zekâ Sistemleri Nedeniyle Sorumluluğu: Otonom Robotlar Yardımcı Kişi Midir?”, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.19, S.221, 2024, s. 843-890.

EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 29. Baskı, Legem Yayınevi, Ankara, 2024.

GÜLTEKİN, Fatih, “Yardımcı Kişinin Fiillerinden Borçlunun Sorumluluğu”, TAAD, Y.9, S.35, 2018, s. 375-404.

KASAP, Atilla, “Güncel Gelişmeler Işığında Türk Hukukunda Yapay Zekâ Varlıkları ve Hukuki Kişilik”, Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.4, S.2, 2022.

KIRAÇ ADIR, Esra, Robotların Yol Açtığı Zararlardan Doğan Sorumluluk, Yetkin Yayıncılık, Ankara, 2023.

LOHMANN, Melinda F. / PRESSLER, Theresa, “Die Rechtsfigur des Erfüllungsgehilfen im digitalen Zeitalter”, Recht Digital, 2021.

OĞUZMAN, M. Kemal / ÖZ, M. Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2023.

ŞENOCAK, Zarife, Borçlunun İfa Yardımcılarından Dolayı Sorumluluğu, Dayınlarlı Hukuk Yayınları, Ankara, 1995.

TANDOĞAN, Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, Ajans-Türk Matbaası, Ankara, 1961.

YACOUBIAN, Christapor, “Digitale Systeme als Erfüllungsgehilfen - Relevanz der fehlenden Rechtsfähigkeit?”, AJP, 2023.

European Commission, Expert Group on Liability and New Technologies - New Technologies Formation, Liability for Artificial Intelligence and other emerging digital technologies, 2019.

Regulation (EU) 2024/1689 of the European Parliament and of the Council of 13 June 2024 laying down harmonised rules on artificial intelligence.

Directive (EU) 2024/2853 of the European Parliament and of the Council of 23 October 2024 on liability for defective products.


Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page